Yazı kategorisi: Çeşitli Konular, Gündem, Genel

Ormanların Korunmasında Yasalar mı, Çevre Bilinci mi Daha Etkilidir?

Küresel ısınmanın iyiden iyiye hayatımızda etkisini göstermeye başladığından beri en önemli değerimizin orman olmaya başladığı kanaatindeyim. Peki bu önemli değerimizi korumak için yasalar yeterli midir? Ya da çevre bilinci daha etkili midir? Veya ikisine de ihtiyaç var mıdır?

Şüphesiz yasaların amacı topluma düzen getirmektir. Yasalara uymayanlar için ise cezalar verilir. Devlet eli ile bir şeyin korunma altına alınması çok önemlidir. Çünkü devlet tarafından korunan bir şeye zarar verdiğiniz zaman devlete karşı bir suç işlemiş gibi olursunuz. Devletin tespit ve cezalandırma konusundaki imkânları da göz önünde bulundurulduğunda devletler ormanları korumak için bir dizi yasa çıkarmaktadırlar.

Bu önemli bir adımdır. Yaptırımı olmayan bir şey legal olarak anlaşılabilir. Caydırıcı cezalarla ormanlarımız insan kaynaklı tahriplerden korunmuş olunur. Bunun sürdürülebilir olmadığı ve etkili olmadığı da bir gerçektir.

Burada önemli bir not düşelim. Ormanları korumaktan kastımız insan kaynaklı tahriplerdir. Bilinçsiz ağaç kesimi, ormanların kirletilmesi, ormanların yakılması vs…

Yasalarla “Ormanları insanlardan korumanın” sürdürülebilir olmadığını söylemiştim ve bunun çok etki yaratmayacağını söylemiştim. Halihazırda ormanlarımız 6831 Sayılı Orman Kanunu1 tarafından korunmaktadır. Ayrıca bu kanun 1956’dan1 beri yürürlüktedir. Ancak buna rağmen ormanlarla ilgili nahoş görüntüleri, piknik adı altında çevre katliamına hepimiz şahidiz. Yani kanun tek başına yeterli değil.

Yasanın etki derecesini gözler önüne serecek başka bir örnek vermek isterim. 1400 yıllık İslam’ın kurallarında ve 1926 yılında kabul edilen Türk Kanunu Medenisi ile kan davası yasaklanmıştır. Buna rağmen günümüzde az da olsa bu olay devam etmektedir. Yani kanun veya yasaklar tek başına çözüm değildir.

Kanunu daha etkili kılmak için bilinç önemlidir. Elbette kanun bir yerde caydırıcıdır ancak kesin sonuç için yasal düzenlemelerin bilinç üzerinde oturması gerekmektedir.

Çevre bilincine sahip birey, kanundan korktuğu için değil vicdanı, ahlâkı ve geleceği için orman tahribatından kaçınır. Aynı bilince sahip olmayan biri kanun ona ceza veresiye kadar tahribattan kaçmaz. Ayrıca bilince sahip olmayan biri bu bilinci çocuklarına da aktaramaz. Dağın zirvesinden yuvarlanan kar topu misali aşağıya vardığında önümüzde büyük bir çığ durur. Çevre bilinci diye bahsettiğimiz unsur da “Çevreyi Koruyalım!” sloganından ibaret değildir. Bu cümleyi kurmak pek âlâ kolaydır. Asıl bilinç aile içi eğitim ve okulda eğitimdir. Öncelikle aileler olmak üzere okulda bu eğitim ve bu bilinç verilmelidir. Her birey çevre bilincini küçük yaşlarda donanmalıdır.

Eğer bu yukarıda saydıklarımız mümkün olursa kanun caydırıcılık etkisi ve yetkisi kazanabilir. Eğer bu mümkün olursa ormanlarımız sapasağlam bize karşılıksız temiz hava vermeye devam ederler. Sözlerimi bir Kızılderili atasözü ile bitirmek istiyorum. “Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan emanet aldık.” Emanetine Sahip Çık!

Tarık

8 Temmuz 2020 19.00


Dipnot

1 https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.6831.pdf

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s